1 Ocak 2014 Çarşamba

Yeni teşvik sistemi etkisiyle Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katılım yüzde 30 arttı

2013 yılının başında hayata geçirilen yeni Bireysel Emeklilik Sistemi düzenlemesi, sisteme katılımın bir sene içerisinde yüzde 30 artmasını sağladı. Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden The Boston Consulting Group (BCG) tarafından Türkiye’deki Bireysel Emeklilik Sistemi’ne yönelik yapılan çalışma, sektör için kısa ve orta vadedeki öncelikli gelişim alanlarını ön plana çıkardı.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) için yapılan düzenleme sisteme katılıma büyük katkı sağladı. Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden The Boston Consulting Group (BCG) tarafından Türkiye’deki BES’e yönelik yapılan analiz yeni düzenleme sayesinde katılımın yüzde 30 artığını ortaya çıkardı. BES’te, 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren hayata geçen yeni düzenleme ile ödenen katkı payları için devlet de katkı sağlamaya başlamıştı. Bireylerin yatırdığı katkı paylarına karşılık olarak, yüzde 25 oranında bir pay da devlet tarafından ödenirken, bir başka önemli değişiklik de yeni sisteme sadece çalışanların değil herkesin katılabiliyor olmasıydı. BES sisteminde yapılan bu değişiklik bir yılını doldururken, sisteme katılımı ve dolayısıyla Türkiye'de tasarrufu artırdığı ortaya çıktı.

BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan, Türkiye'de düşük yurtiçi tasarrufların dış finansmana bağımlılığı artırarak, dış cari işlemler açığını yükseltmekte ve büyümenin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmakta olduğu belirterek, “2001 yılı sonrasında hızlı büyümeye rağmen kredi imkanlarındaki artış, faizlerdeki düşüş ve ertelenmiş tüketim gibi nedenlerden dolayı özel tasarruflarda gereken artış sağlanamayınca yurtiçi tasarruf, gayrisafi yurtiçi hasıla oranı yüzde 12-13 seviyelerine geriledi. Yurtiçi tasarrufların düşük seyretmesi neticesinde yatırımlar giderek artan oranda dış sermayeyle finanse edilmeye başlandı, bu da cari işlem açığının büyümesinde etkili oldu. Bu bağlamda, Türkiye için sürdürülebilir uzun vadeli büyümenin temini için tasarruf oranının yüzde 20 seviyelerine ulaşması kritik önem taşıyor” dedi.

2013 yılı başında uygulamaya giren ve katkı payı ödeme aşamasında yüzde 25 devlet katkısı verilmesini öngören düzenleme sayesinde Bireysel Emeklilik Sistemi’nin tüm katılımcıların kolaylıkla yararlanabileceği daha etkin bir yapıya kavuştuğuna dikkat çeken Tansan, “Bu değişiklikler kısa sürede etkisini gösterdi. Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katılım sayıları ve fon rakamları ciddi anlamda ivme kazandı. 2012 yılı sonunda sistemdeki katılımcı sayısı yaklaşık 3.1 milyon iken, teşviklerden sonra sisteme katılım hızınının tam iki katına çıktığını ve 2013 yılı sonunda bu rakamın 4 milyonu aştığını görüyoruz. Katılımcı tabanının genişlemesine ek olarak yeni teşvik uygulamaları katılımcıların sistemdeki devamlılığını ciddi oranda artırdı ve sistemden çıkış oranları da azalmaya başladı” dedi.


Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) 2013 yılı performansı, sistemin orta ve uzun vadede özel tasarrufların artmasında ve tasarrufların uzun vadeli finansal kaynak olarak büyümeyi artırıcı faaliyetlere kanalize edilmesinde en önemli unsurlarından biri olacağını ifade eden Tansan, “2013 yılında sağlanan bu büyümenin, hız kaybetmeden 2014 yılında da devam edeceğini ve 1 milyona yakın yeni katılımcı ile gelecek yıl katılımcı sayısının yaklaşık 5 milyon olacağını öngörüyoruz. Uzun vadede ise, yeni düzenlemenin devamı durumunda, 2023 yılında katılımcı sayısının 10 milyona yaklaşacağını ve fon hacmimin ise 200-230 milyar TL seviyelerinin üzerine çıkacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

BCG’ye göre sistemin hem katılımcılara hem de emeklilik şirketlerine beklenen ekonomik değeri sağlaması için kısa ve orta vadede öne çıkan öncelikler aşağıdaki şekilde sıralanıyor:

1.      Emeklilik şirketlerinin satış ve hizmet modellerini optimize etmeye odaklanmaları gerekiyor.

·         Mevcut durumda, bireysel emeklilik ürünleri ağırlıklı olarak banka şubelerinde görev yapan emeklilik şirketlerinin direkt satış ekipleri ve banka satış temsilcileri tarafından müşterilere sunuluyor. 2013 yılında sektördeki değişim ve hareketlilik ile birlikte emeklilik şirketleri pazar payı edinmek için direkt satış ekiplerini büyüttüler, bankalar satış temsilcilerinini BES hakkında eğiterek satış yapmak üzere lisanslandırdılar.

·         Yeni müşteri kazanım hızlarının azalması ve dengeli hale gelmesi ile beraber gelecek yıllarda (muhtemelen 2015 yılından başlayarak) emeklilik şirketlerinde verimliliği sürekli olarak artması gereken bir satış kapasitesi oluşacak. Sistemin toplumdaki bilinirliğinin artmasıyla ve ilk emeklilerini vermesiyle BES satış gayretiyle satılan bir üründen müşterilerin kendilerinin talep ettiği bir ürüne dönüşmesi de aynı yönde bir etki yapacak.

·         Bireysel emeklilik ürünlerinin çeşitlenmesi ve katılımcıların yatırım ihtiyaçlarının ve taleplerinin daha karmaşık bir hale gelmesi sonucunda bu ürünlerin satışında uzmanlaşmanın ve kaliteli yatırım tavsiyesi verebilmenin önemi artacak.

·         Çağrı merkezi ve internet kanalları, hem satış hem de satış sonrası hizmet için daha ağırlıklı olarak kullanılmaya başlayacak.

·         Bu gözlemler birleştirildiğinde orta vadede emeklilik şirketlerinin, karlılık baskısıyla ve pazar payı ile beraber, satış ve servis modellerini verimlilileştirmeye ve derinleştirmeye odaklanması gerekiyor.

2.      Müşteri değeri yönetimi öncelik kazanacak.

·         Bireysel emeklilik penetrasyonunun artmasıyla beraber emeklilik şirketleri için karlı büyüme yolundaki kritik yetenek yeni müşteri kazanımından, müşteriyi elde tutmaya ve müşteri değerini artırmaya doğru kayacak.

·         Rekabette öne geçmek için, farklı satış ve hizmet kanallarını daha uyumlu çalıştırma, müşteri temaslarını optimize etme, ürün ve hizmet portföylerini derinleştirme, analitik CRM'i daha iyi kullanarak çapraz ve yukarı satış yapma, müşteri kaybını minimize etme ve tüm bunları destekleyecek BT sistemleri ve iş süreçlerine yatırım yapma önem kazanacak.



3.      Fon yönetiminin ve risk teminatlı ‘sistemden çıkış’ ürünlerinin önemi artacak.

·         Devlet tahvillerindeki faizler düşüp, getirileri de azaldığı için katılımcılar için fon getirileri ve portföylerinin dağılımı artık daha fazla önem kazanacak. Ayrıca Hazine 2014 yılında performansa dayalı kesinti uygulamasına geçileceğini öngörülüyor. Bu uygulama ile rekabetin ve fon getirilerinin artırılması amaçlanıyor.

·         Bireysel emeklilik şirketleri tarafından satılan ürünler, herhangi bir risk teminatı içermeyen ve sabit katkı payı esasıyla işleyen birikim ürünleridir. Yani katılımcılar emeklilik hakkı kazandıklarında, o güne kadar yaptıkları birikimleri ve bu birikimlerin yatırım getirilerini, ilgili vergiler kesildikten sonra toplu para olarak alıyorlar. Özel emeklilik sektörünün daha gelişmiş olduğu ülkelerde emeklilik sırasında alınan toplu paranın ‘ömür boyu maaş’ ürününe dönüştürülmesine olanak sağlayan ‘irat poliçeleri’ bulunuyor.

·         The Boston Consulting Group sistemin (birikimli hayat sigortasından transferler hariç) ilk emeklilerini vermesi ve ülkemizdeki gelir seviyesinin artmasıyla beraber, risk teminatlı birikim planları talebinde de önemli bir artış yaşanacağını öngörüyor.

4.      Karlılık baskısı, oyuncuları maliyet kontrolü ve konsolidasyona yönlendirebilir.

2014 yılında müşterilerin katkı payları ve toplam fon tutarları üzerinden alınan ücretlerdeki kesintilerdeki indirimden ötürü kar marjlarında bir daralma yaşandı.  Sektördeki şirket sayısının 2003 ve 2013 yılları arasında 11'den 17'ye yükselmesine rağmen, fon tutarı en büyük 4 şirketin toplam fon pazar payının yaklaşık yüzde 60 olduğu gözlemleniyor. Önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir karlılık ölçeğini yakalayamayan şirketler için birleşme veya sermayedar değişiklikleri yaşanması söz konusu olabilir. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder